Ece Temelkuran: Tecrit

Ece TemelkuranŞişli’de, Şişli Camisi’ni Taksim’e doğru biraz geçince, sağ kolda bir apartman dairesi var. O apartman dairesinde bir adam, ölmeye karar verdi. Seksen günü geçti, bir şey yemiyor. Şu anda yaklaşık otuz kilo verdi, vermeye de devam ediyor. Niye peki? Niyesini, eylem kararını verdiği gün yazdığı mektubunda anlatıyor:


“Ben Avukat Behiç Aşçı. Bugün, hapishanelerde uygulanan tecrit politikalarına karşı ÖLÜM ORUCUNA başlıyorum. Bu şaşırtıcı gelebilir. Söyleyeyim, aklım başımda. Yıllarca düşündükten sonra verdiğim kararı hayata geçiriyorum. Bu benim özgür irademle yaptığım tercihtir.

İntihar etmiyorum

Niçin ölüm orucuna başlıyorum? Elbette ki ölümü sevdiğim için değil. İntihar etmek de istemiyorum. Politik bir eylem biçimi olarak ele alıyorum. “

Avukat Behiç Aşçı, hapishanelerdeki hücre sistemine karşı, bu sisteme karşı yapılan eylemleri, o hücrelerde yaşananları görmeyişimize karşı, ölüm orucuna başladı.
19 Aralık 2000’de cezaevlerinde yapılan “Hayata Dönüş Operasyonu”ndan sonra müthiş bir sansür politikasıyla hepimizden uzak tutulan F tipi hapishaneler ve hücre sistemine karşı eylemler artık “kapatılmış” bir konu olarak görülüyor. Böyle yazılar yazmak da “pişmiş aşa su katmak” gibi…

Ölüm kararı

Hapishanelerde insanlar birbirine yaklaştırılmıyor belki ama dışarıda da hepimize, sadece kendimizin sığacağı küçüklükte, tek kişilik hücreler inşa ediliyor. Biz, öteki “hücrelerde” ne olup bittiğini merak etmedikçe bu inşaatların duvarlarına bir tuğla daha döşeniyor.

Oysa Şişli’de, Cami’yi Taksim’e doğru az geçince, sağ kolda bir apartman dairesinde bir avukat, insanlar hücrelerde yalnızlaştırılmasın diye ölmeye karar veriyor.

Tecride karşı 278 imza

Ölüm oruçlarında 122 insan öldükten sonra Avukat Behiç Aşçı’nın da katıldığı eylem için 278 aydın imza verdi geçen günlerde. Kaçımızın haberi var? Oysa metinde şöyle deniyordu:

Somut adımlar

“Cezaevlerinde yürütülen tecrit uygulamalarının kaldırılmasına yönelik somut adımlar atılması gerektiği görüşündeyiz. Somut adımdan ne anlıyoruz?

1. Adalet Bakanı, tecrit uygulamasının ‘tartışılabilir’ olduğunu kabul etmeli ve bu girişimin sözcüleriyle görüşmelidir.

2. Tartışma süreci boyunca, yani ilgili bilim adamları, meslek örgütleri, tutuklu-hükümlüler ve yakınları ile infaz idaresi bu konudaki tartışmayı tamamlayıncaya kadar;

Sorun yeni uygulamalarla ağırlaştırılmamalıdır.

Bu süre boyunca tartışma zeminine elverecek tür ve sayıda temel tecrit uygulamasından vazgeçilmelidir.

Girişimde bulunuruz

Bakanlığın bu somut adımları atması halinde; tüm tartışma zemininin takipçisi olacağımızı ve ölüm orucu eylemlerinin çözümünü sağlamak için girişimlerde bulunacağımızı bildiririz.

Çağrımıza duyarsızlık, tecrit kaynaklı işkence ve ölümlerin; hukuksal ve tarihsel sorumluluğunu siyasal iktidar üzerinde bırakacaktır.”

Adalet Bakanı, bir insanın ölümünü “tartışmayacak” kadar umursamıyor olamaz değil mi? Olmamalı…

Hayat kaç metrekare?

Ölüm orucu yöntemini doğru bulmayabilirsiniz. Ölümden hayat çıkmayacağını düşünebilirsiniz. 122 insan öldükten sonra ölüm orucu eylemlerinde diretmenin boş bir inat olduğuna inanabilirsiniz.

Bir hukukçunun, adalet ararken hukuk yollarını tükettiğini, ölüm orucu eylemi yapmaktan başka çaresi kalmadığını söylemesinden hoşlanmayabilirsiniz.
Yani, bütün bu hadiseyi hiç onaylamayabilirsiniz. Ama bütün bunları düşünürken şunu da düşünün:

Bir hayat kaç metrekare olmalıdır? Bir başkasının ölümünü umursamayacak kadar dar mı?

Ece Temelkuran – Milliyet

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: