Avukatlardan Tecrite Karşı Eylemler

avukatlarİstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlar 15 Aralık günü saat 15.00’te Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürüyüş düzenlerken, Antalya Barosu’na kayıtlı avukatlar ise Antalya Adliye Sarayı’nın önünde basın açıklaması yaparken, 14 Aralık, Çarşamba günü ise Adana Tecrite Karşı Hukukçular Komitesi meşaleli eylem yaptı.

İSTANBUL’DA TECRİTE KARŞI AVUKATLARDAN YÜRÜYÜŞ

İstanbul Barosu’na bağlı yüzlerce avukat, F tipindeki tecrit uygulamalarına karşı, 15 Aralık günü saat 15.00’te Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde yürüyüş düzenledi. Avukatların Taksim Cumhuriyet Anıtı önünde açıklama yapmak istemesi ise polis tarafından engellendi.

İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlar F tipi hapishanelerdeki tecrit, keyfi uygulamalar ve hak ihlallerine karşı İstanbul Barosu önünde bir araya geldi. Aralarında İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, Ankara, Diyarbakır, Artvin, Tekirdağ, Sakarya, Van, Aydın illeri Baro Başkanları ve temsilcilerinin bulunduğu yüzlerce avukat “Tecrit İnsan Hakları İhlalidir” yazılı pankart açarak, Taksim Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti. Cübbelerini giyinen ve sağ kollarına kırmızı bandajlar takan avukatlar, yürüyüş boyunca “Tecriti Kaldırın Ölümleri Durdurun”, ” Üç Kapı Üç Kilit Açılsın”, “Savunma Hakkımız Engellenemez”, “Ölüme Hayır, Yaşama Evet” sloganlarını attı.

Taksim Meydanı’na kadar yürüyen avukatların önünü Çevik Kuvvet ekipleri tarafından kesildi. Güvenlik güçleri avukatların Cumhuriyet Anıtı’na yürümesini engelledi. Anıtın önünde açıklama yapmak istediklerini belirten baro temsilcileri ve polis arasında uzun süreli tartışma yaşandı. Yaşanan gerginlik esnasında Baro Başkanı Kazım Kolcuoğlu İstanbul Valisi Muammer Güler’i telefonla arayarak, İstanbul Barosu’nun daha önceleri de defalarca açıklama yaptığı yer olan Cumhuriyet Anıtı önünün avukatlara açılmasını istedi. Bu telefon görüşmesine rağmen avukatların anıt önünde açıklama yapmalarına izin verilmedi. Bunun üzerine avukatlarda basın açıklamasını Tramvay Durağı’nda yaptı.

İstanbul Barosu adına açıklamayı Kazım Kolcuoğlu yaptı. Kolcuğlu, F tipi hapishanelerde devam eden tecrit uygulamasına son verilmesini istediklerini belirtti. Kolcuoğlu, F tipi hapishanelerinde tutuklu ve hükümlülerin en doğal gereksiniminin bile karşılanmadığı vurgulayarak şöyle dedi; “Tecrit bir insan hakları ihlalidir. Asla kabul edilemez. Tecride maruz bırakılan kişinin tutuklu veya hükümlü olması da bu gerçeği değiştirmez. En kısa zamanda tecride son verilmeli ve ölümler durdurulmalıdır.” Kolcuoğlu, bugün yaptıkları eylemle ile ölümlerin durdurulmasını istediklerini de sözlerine ekledi.

Kolcuoğlu, hapishelerdeki tecrit sorunun çözülmesinin o kadar da zor olmadığını belirterek, ” Mevzuatta değişiklik öngörmeyen, hiçbir mimari tadilat gerektirmeyen, güvenlik kaygılarından uzak bir biçimde, insanca muamelenin başlatılması için talimat verilmesini talep ediyoruz. Öylece ölümler duracak, insan hakları ihlalleri sona erdirilmiş olacaktır” dedi. Kolcuoğlu, kalıcı çözümün sağlanması için, Adalet Bakanlığı, barolar ve ilgili meslek odalarının oluşturacağı bir çalışma grubu ile sorunun kapsamının ve çözüm olanaklarının araştırılmasını ve savunma ile adil yargılama hakkının kısıtlanması önündeki tüm engellerin kaldırılmasını istediklerini sözlerine ekledi.

Açıklamanın ardından Cumhuriyet Anıtı’na baro başkanları çelenk bıraktı.

ANTALYA’DA AVUKATLAR TECRİTE KARŞI AÇIKLAMA YAPTI

Antalya’da 15 Aralık günü saat 10.30’da Antalya Barosu’na kayıtlı avukatlar Antalya Adliye Sarayı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Münp Ermiş okudu. Ermiş şöyle konuştu; “Ülkemizde F tipi cezaevlerinin açılması ile birlikte yedi yıldan beri tutuklu ve hükümlülerin özel hücrelerde tecrit altında tutulduğu özel bir infaz modeli uygulanmaktadır. Uygulanan bu modelde mahkûmlar tecrit altında tutulduğu gibi savunma, havalandırma, tedavi görme, giyinme, okuma, yakınları ile görüşme ve iletişim kurma hakkı gibi temel hakları da hukuk dışı uygulamalarla kısıtlanmaktadır.

F tipi cezaevlerinde bu uygulamalara ve tecrit koşullarına karşı yıllardır süren Ölüm Orucu eylemleri 122 genç insanın ölü ile sonuçlanmış, 600’ü aşkın insanda sakat kalmıştır.

Bu gün Ölüm Orucu eylemi Avukat Behiç Aşcı ile devam etmektedir. Sadece meslektaşımız değil, Gülcan Görüroğlu ve Sevgi Saymaz!da Ölüm Orucu�nu sürdürmektedir.

Kamuoyu şimdiye kadar bu insanların ölümlerini ve bu ölümlere neden olan cezaevi uygulamalarını görmezden gelme ve sessizleşme yolunu izlemiştir. Ancak topluma egemen olan “ilgisizlik, sessizlik ve yok sayma” bu insanların ölümlerini yine de durdurmamıştır.

Meslektaşımız Behiç Aşcı’nın Ölüm Orucu eylemi bu gün 250 günü aşmıştır. Artık ölümün kıyısındadır. Ne yazık ki ölümün eşiğine geldiği bu günlerde, ancak sesi yankı bulabilmiştir.

Bir hukukçunun, bir avukatın hukuktan umudunu kesip Ölüm Orucu’na başlaması herkesi düşündürmeli, beyinlerdeki sessizlik ve ilgisizlik duvarları yıkılmalıdır.

Şunu herkes bilmelidir.

Sosyal bir varlık olan insanı diğer insanlardan yalıtarak tek başına tutmak bir işkencedir. Bu uygulama hem fiziki olarak hem psikolojik olarak insanı yok etmek anlamına gelir.

Fiziki ve ruhsal bütünlüğü ile insanın yok sayıldığı bir ceza infaz sistemi insancıl bir infaz sistemi değildir.

Bu nedenle tecrite karşı avukatlar olarak diyoruz ki;

Avukat Behiç Aşcı’nın sesine kulak verilmelidir.

Bu ölümü durdurmak hala mümkündür.

Çünkü bu taleplerin tümü son derece insanidir ve cezaevi güvenliğini herhangi bir şekilde zaafa uğratması söz konusu değildir.

Sadece;

Tümden tecrite dayanan bu sistemden vazgeçilerek, en azından gün içinde belli sayıda mahkûmun birbirleri ile temas kurmasının ve sosyal ilişki içine girmesinin sağlanması,
-infaz rejiminde hukuka saygılı olunması, insan haklarına aykırı uygulamalara son verilmesi istenmektedir.

Bu sorunun çözüm adresi de, ölümleri durduracak olanda Sayın Adalet Bakanı Cemil Çiçek’tir. Behiç Aşcı için “üzüldüm” demesi yetmemektedir.

Artık somut bir adım atmalı tecriti kaldırmalıdır. Bunun için yasal değişiklikler, mimari tadilatlar gerekmemektedir. Gerekli olan bu taleplerin ciddi ve samimi olarak ele alınmasıdır. Somut bir adım bu sorunu çözecektir. Daha fazla insanın ölümüne izin verilmemelidir. Avukat Behiç Aşcı savunmanın cesur ve onurlu sessidir. Meslektaşımızın yanındayız, ölmesine izin vermeyeceğiz.

İnsanlık ailesinin tüm üyelerinde bulunan saygınlığın ve bunların eşit ve vazgeçilmez haklar tanınmasının özgürlüğün, adaletin ve dünya barışının temeli olduğunu ifade eden İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi�nin kabul edilişinin 58. yılında avukatlar olarak tecritin bir insan hakları ihlali olduğunu söylüyoruz.

İnsan onuruna ve saygınlığına sahip çıkan herkesi duyarlılığa ve cezaevi sorununa sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

30’un üzerinde avukatın katıldığı açıklama saat 11.00�de sona erdi.

ADANA TECRİTE KARŞI DAYANIŞMA KOMİTESİNDEN
MEŞALELİ EYLEM

14 Aralık, Çarşamba günü saat 17.00’de Adana İnönü Parkı�nda bir araya gelen Adana Tecrite Karşı Hukukçular Komitesi meşaleli eylem yaptı.

Ellerinde meşalelerle Kültür Sokağı’na doğru yürüyüşe geçen avukatlar ve onların eylemine destek veren demokratik kitle örgütleri “Tecriti Kaldırın Ölümleri Durdurun, Tecrite Son” sloganları attılar.

Kültür Sokağı önünde okunan basın açıklamasında: “Avukat Behiç Aşçı’nın cezaevlerinde yaşanan “Tecrit-tredman” uygulamasına karşı 5 Nisan 2006 �Dünya Avukatlar Günü’nde başlatmış olduğu Ölüm Orucu 254. gününü doldurdu.

Türkiye’nin değişik yerlerinde kurulan dayanışma komitelerinin de desteği ile değerli arkadaşımızın 7 ayı geçen bu onurlu eylemine gerek yurtiçinden, gerekse yurtdışından hukukçu, hekim, bilim insanı, sanatçı, aydın, yazar, sendikacı, binlerce insandan, hukuk, insan hakları, tıp, sanat, kültür alanında faaliyet gösteren yüzlerce kurumdan destek gelmesine, yetkili düzeyde birçok kişi ile görüşülmüş olmasına rağmen sağır ve dilsiz rolü oynayan siyasi otorite soruna ilişkin en küçük bir adım dahi atmayarak arkadaşımızı ölüme sürüklemektedir.

19 Aralık 2000 ölüm operasyonunun yıldönümüne yaklaştığımız bugünlerde, Tecrite Karşı Hukukçular Komitesi�ni oluşturan bizler, saygıdeğer meslektaşımız, kardeşimiz Av. Behiç Aşçı�nın sadece müvekkillerinin değil, bütün mahkûmların �yaşam hakkı�nı savunmak adına kendi yaşamını ortaya koyduğu bu onurlu eyleminin ardındaki bütün talepleri desteklediğimiz ilan ediyor, şu taleplerimizi başta Adalet Bakanlığı olmak üzere siyasi otoritenin bütününe ve kamuoyuna bir kez daha iletiyoruz:
-Tecrit-Tredman uygulamasına derhal son verilmelidir
-Tecrit-Tredman uygulamasından zarar gören mahkûmlar ivedilikle tedavi edilmelidir.
-Cezaevlerindeki bütün insanlık dışı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
-19 Aralık 2000 ölüm operasyonu başta olmak üzere cezaevlerinde bugüne kadar operasyon adı altındaki katliamların sorumluları yargılanmalıdır.”
denildi.

Açıklamaya TAYAD, İHD; KESK, ESP, THAY-DER de destek verirken 40 kişi hep birlikte attığı sloganlarla eylem sona erdi.

Kaynak: Halkın Sesi TV

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: