Başlangıç > F Tipi, Tecrit > F Tipi Cezaevi ve Tecrit

F Tipi Cezaevi ve Tecrit

Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere birçok kitle ve meslek örgütü hazırladıkları raporlarda “yüksek güvenlikli cezaevi” olarak tasarlanan F-tipi cezaevlerinin sosyal izolasyon ve duyusal yalıtım koşullarına sahip olduğunu ve bu nedenle iddia edilenlerin aksine insan onuruyla bağdaşmayan çağdışı bir nitelik taşıdığını belirtiyorlar.

Devlet 1992 yılında 17 cezaevi için 60 milyon dolarlık bir yatırım planladı ve 2000 yılında açılması planlanan 11 adet F-tipi cezaevinin yapımına başlandı. Koğuş sistemini ortadan kaldırarak hücre sistemini getiren F-tipi cezaevleri, bir ve üç kişilik hücrelerden oluşuyordu.

Bu yeni cezaevlerine öncelikle siyasi mahkûmlar taşınacaktı. Hücre sistemi, devlet tarafından terörle mücadelede yeni bir adım olarak değerlendiriliyordu. Tam bir denetim sağlamak üzere tutuklu ve hükümlüler arasındaki her türlü ilişkiyi istenildiği anda kesmeye olanak sağlayan hücre sistemi ve yüksek güvenlikli F tipi cezaevlerinin ‘sorunları’ ortadan kaldıracağı düşünülüyordu.

Ancak, başta mahkûmlar olmak üzere onların aileleri, sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucuları, F tipi cezaevlerine karşı çıktılar. Yeni sistemin küçük grup veya tecrit izolasyonuna yol açacağına dair endişelerin bugün ne kadar yerinde olduğu ortada. Çünkü dokuz yıl boyunca kamuoyuna hiçbir bilgi verilmeden yürütülen F tipi cezaevleri projesinin hukuksal temelleri, 1991 yılında yürürlüğe konan 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası‘nın (TMY) 16. maddesine dayanıyordu.

Madde 16: “Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanların cezalan, tek kişilik veya üç kişilik oda sistemine göre inşa edilen özel infaz kurumlarında infaz edilir.

Bu kurumlarda açık görüş yaptırılmaz. Hükümlülerin birbirleriyle irtibatına ve diğer hükümlülerle haberleşmesine engel olunur.

Bu kurumlarda cezasının en az üçte birini iyi halle geçiren hükümlüler diğer kapalı infaz kurumlarına nakledilebilirler.

Bu Kanun kapsamına giren suçlardan tutuklananlar da birinci fıkrada gösterilen şekilde inşa edilmiş tutukevlerinde muhafaza edilirler. İkinci fıkra hükümleri tutuklular hakkında da uygulanır.”

Sivil toplum örgütleri ve insan hakları savunucularının da çabaları sonucu, geçici kabulü yapılan üç cezaevinden biri olan Sincan F-tipi Cezaevi, Adalet Bakanlığı’nın izni ile 28 Temmuz 2000 tarihinde İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Mazlum Der temsilcileri tarafından incelendi. İncelemenin ardından yapılan açıklamalarda “Hücre kapılarının dışında birer sürgü olduğu ve havalandırmaya çıkışın tümüyle cezaevi yönetiminin kontrolünde olduğu, tek kişilik odaların tecrit odası niteliğinde olduğu ve mahkûmların nasıl yönetileceği, hangi haklara sahip bulunduğunu düzenleyen hukuksal bir metnin olmadığı” belirtildi.

Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Barolar Birliği başta olmak üzere birçok kitle ve meslek örgütü hazırladıkları raporlarda “yüksek güvenlikli cezaevi” olarak tasarlanan F-tipi cezaevlerinin sosyal izolasyon ve duyusal yalıtım koşullarına sahip olduğunu ve bu nedenle iddia edilenlerin aksine insan onuruyla bağdaşmayan çağdışı bir nitelik taşıdığını belirttiler.

Reklamlar
Kategoriler:F Tipi, Tecrit
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: