Başlangıç > 3 Kapı 3 Kilit, Avukat Behiç Aşçı, Ölüm Orucu, F Tipi, Güncel Haberler, Hukukçular Konuşuyor, Tecrit > ‘Tecrite Karşı Avukatlar’ Ölümleri Durdurmak İçin TBMM’yi Ziyaret Etti

‘Tecrite Karşı Avukatlar’ Ölümleri Durdurmak İçin TBMM’yi Ziyaret Etti

Avukatlar TBMM’de‘Tecrite Karşı Avukatlar’ TBMM‘yi ziyaret ederek çeşitli görüşmeler gerçekleştirdi. İstanbul Barosu’ndan Kemal Aytaç‘ın başkanlığındaki heyet, Meclis Başkanvekili İsmail Alptekin ile görüştü. Aytaç, bugüne kadar tecrit nedeniyle cezaevlerinde 122 insanın yaşamını yitirdiğini, “123 olmasın” diye çaba harcadıklarını söyledi. “İnatlaşma ve tartışmadan çok, toplumu, hukukçuları, herkesi ilgilendiren tecrit konusunda bir adım atılması gerektiğini” belirten Aytaç, çok küçük bir adımın bile sorunun çözümüne yardımcı olacağını söyledi. Meclis Başkanı Bülent Arınç‘ın çok yakının ağır rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’a gitmek zorunda olduğunu ve kendisinin Arınç’ı temsil ettiğini kaydeden Alptekin, “Meslektaşımız, kardeşimiz Behiç Aşçı’nın Türkiye’nin bir sorununu gündeme getirmek istediğini biliyoruz” dedi. Arınç’ın da bir hukukçu olduğunu belirten Alptekin, “Arınç’ın konunun üzerinde hassasiyetle durduğunu, sorunun çözülmesi için elinden geleni yaptığını, ciddi gayretin içinde olduğunu” ifade etti. Arınç’ın kendilerini kabul edemediği için fevkalade üzgün olduğunu aktaran Alptekin, “Her şeyden önce meseleye kutsal yaşam hakkından bakıyoruz” dedi.

ankara

“Tecrite Karşı Avukatlar” 25 Aralık’ta Ankara’ya gelerek Meclisle görüşmeye gitti. Adliye önünde saat 09.40’ta buluşan avukatlar burada bir basın açıklaması yaptı açıklamayı ÇHD Genel Başkanı Hüseyin Biçen okudu, Biçen açıklamada şunlara değindi;

“İstanbul Barosu’na kayıtlı avukat meslektaşımız Behiç Aşcı 5 Nisan 2006 tarihinden bu yana F Tipi Cezaevlerinde uygulanan tecrit/tretman modelinin kaldırılmasını sağlamak amacıyla ölüm orucundadır. 25.12.2006 tarihi itibariyle Ölüm Orucu’nun 265. gününde olan meslektaşımızın sağlığı ve yaşamı kritik evrededir. Yaşam ile ölüm arasındaki çizginin inceldiği bu aşamada, eylemi ve eylem biçimini tartışmaktan öte, toplumsal bir travma halini alan meselenin bilimsel bir tarzda ele alınıp çözüm üretilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu tarz yaklaşımın meslektaşımızın tekrar adliye koridorlarına dönmesini sağlayacağı gibi yeni ölümleri de durduracağını biliyoruz. Bu noktada sorunun kapsamı ve çözümü düşünüldüğünde parlamenter demokrasinin bir öznesi olarak, milletvekillerine de önemli sorumluluklar düşmektedir.

4.12.2006 tarihinde, İstanbul’da The Marmara Oteli‘nde Türk Tabipler Birliği, TMMOB, DİSK, KESK, HAK-İŞ tarafından düzenlenen “123. ölümü durduralım” adlı toplantının sonuç bildirgesinde yer alan ve katılımcı kurumların yanı sıra 79 aydın ve sanatçının da imzaladığı, aşağıdaki tespitlerine dikkat ve değerlendirmenize sunuyoruz;

“Ülkemizde 19-22 Aralık 2000 tarihinden bu yana, F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevleri başta olmak üzere, benzeri diğer cezaevlerinde, tutuklu ve hükümlülerin tek kişilik veya küçük gruplu hücrelere yerleştirildiği, bu bağlamda diğer tutuklu ve hükümlülerden yalıtıldığı bir infaz modeli uygulanmaktadır.

Islah/tretman adı altında geliştirilen ve uluslararası sözleşme, standart ve uygulamalara aykırı olan bu uygulama nedeniyle, tutuklu ve hükümlülerin; savunma, havalandırma, okuma, görüş yapma, diğer tutuklu ve hükümlülerle temas etme, giyinme, sağlık olanaklarından yararlanma gibi temel ve vazgeçilmez haklarının kısıtlandığı ve hatta kimi zaman tamamen ortadan kaldırıldığı bir olgudur.

Bu model, yukarıda sözü edilen olumsuzlukların dışında, tutuklu ve hükümlülerin en başta bedeni ve ruhi yapılarında, yani sağlıklarında olmak üzere, kültürel ve siyasal kimliklerinde onarılmaz yaralar açmakta ve açmaya devam etmektedir.

İstanbul Barosuna kayıtlı Av. Behiç Aşcı, söz konusu uygulamaya son verilmesini sağlamak ve soruna kamuoyunun dikkatini çekebilmek amacıyla 05 Nisan 2006 tarihinde başlattığı Ölüm Orucu’nu sürdürdüğü gibi, aynı amaçla Ölüm Orucu’nda olan başkaca tutuklu ve hükümlüler de vardır. Tamamının sağlığı ve yaşamı tehdit altındadır.

Sorunun kalıcı çözümünün; Adalet Bakanlığı’nın, baro ve meslek odalarının katıldığı bir çalışma grubu ile sorunun kapsamını ve çözüm imkânlarını araştırmasında olduğuna inanıyoruz. Köklü ve kapsamlı çözüm bulununcaya kadar mevcut mevzuatın izin verdiği iyileştirme derhal gerçekleştirilmelidir.

Bakanlık infaz mevzuatının gereklilikleri, ulusal infaz politikası, güvenlik gibi gerekçelerle mevcut modeli sürdürmek ısrarını iki nedenle terk etmelidir. Birincisi, önerilen çözümün cezaevlerinde ne iç ne de dış güvenlikte en küçük bir zaafa yol açması söz konusudur. İkincisi ise, Birleşmiş Milletler İlkeler Bütünü‘nün 6.sında açıkça ifade edildiği üzere “işkenceyi ya da başka bir eziyeti, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleyi ya da cezayı haklı göstermek için başvurulabilecek hiçbir durum haklı veya hukuki kabul edilemez”. Muhtemel bir güvenlik zafiyeti iddiası hem gerçek dışı olmakla hem de “kötü muamele” için gerekçe kabul edilemezliği nedeniyle gündemden çıkarılmalıdır.
..

Mevcut düzenlemenin bize tanıdığı imkân son derece açıktır;
5275 sayılı yasanın yukarıda belirttiğimiz 9. maddesinde anılan
“Mevzuatın belirttiği haller” açısından temel düzenleme 5275 sayılı yasanın 34. maddesinde yapılmaktadır. Yani kapalı cezaevlerinde kapıların ne zaman açılabileceği ve mahpusların ne şekilde temas ettirileceği burada düzenlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında “Hükümlüler, yukarıda sayılan hallerin dışında, diğer odalardaki hükümlüler ve kurum görevlileri ile temasta bulunamazlar” denilmektedir.

Birinci fıkra doğal afetler, hastane sevki ve benzeri olağanüstü temas hallerini saydıktan sonra (f) bendinde; “Cezaevi idaresince gerekli görülen halleri” hükümlülerin birbirileriyle temas ettirilebilmesi veya kapıların açılması için yeterli görmüştür. 2006/1021 sayılı İnfaz Tüzüğü’nün 45/1 (f) düzenlemesi aynı imkândan “Kurum idaresince gerekli görülen haller” şeklinde söz etmektedir. Bundan daha gerekli bir hal bulunmamaktadır.

Bu durumda; F Tipi Cezaevlerinde gün içerisinde (sabah ve akşam sayımları arasında) aynı koridora açılan kapatma ünitelerinin kapıları belirli sürelerle açık tutularak 9 (dokuz) kişiye kadar sosyal temasın sağlanması 5275/9, 34/1 (f), uyarınca “gerekli görülen hallerden” sayılmalıdır.

Hiçbir güvenlik sakıncası bulunmayan aynı zamanda mevzuat değişikliği ve mimari tadilat gerektirmeyen bu çözüm insani bir infaz rejimine geçiş açısından zorunluluktur. Adalet Bakanlığı, ilgili meslek odaları ve infaz idaresi ile ortak yürüteceği sorun tespiti ve değerlendirme çalışmaları sonuçlandırılıncaya kadar bu “güven artırıcı” adımı atmalıdır. Böylece, 7 yıla varan süredir merkezinde F tipi cezaevi uygulamalarının yer aldığı ağır ve kapsamlı protesto eylemlerinin sona ermesi imkânı sağlanacaktır.”

Hukukçu sıfatı ile ülkemiz hapishanelerinde uygulanan infaz modelinin değerlendirmesini yapmak, mevcut sorunlara dikkat çekmek ve çözüm önerileri getirmenin mesleki olarak bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Uygulaması 6 yılı dolduran F Tipi Cezaevlerinde uygulanan model kaynaklı 122 insanın yaşamını yitirmesine, 123. ölüme ve bunun meslektaşımız olmasına kayıtsız kalmamız söz konusu değildir.

Önemli bir sorun olarak önümüze duran “yakın ölüm”ü durdurmak görüldüğü gibi son derece kolay. Bu nedenle, sizlerden, ölüme değil hayata yakın olmanızı istiyoruz. Hayata yakın olmanın yolu ise, elinizde olan, ölümü uzaklaştırmaktır.”

Açıklamanın ardından yaklaşık 70 kişi olan avukatlar Meclis’e geçti TBMM’deki görüşmelerden elimize geçen bilgileri aktarıyoruz.

“123 OLMASIN!”

Meclis’te İstanbul Barosu’ndan Kemal Aytaç‘ın başkanlığındaki heyet, Meclis Başkanvekili İsmail Alptekin ile görüştü. Aytaç tecrit sorununun tüm toplumun gündeminde olduğunu belirterek, “Burası Meclis, Milletin vekilleri burada. Siz onları temsil ediyorsunuz. Bir tarafta bir meslektaşımız ölüm orucunda. Ama asıl mesele tecrit” dedi. Cezaevlerinde insanca muamele yapılmadığını iddia ettiklerini belirterek, buna ilişkin rapor, CD ve iki sayfalık mektubu Alptekin’e ileten Aytaç, bugüne kadar tecrit nedeniyle cezaevlerinde 122 insanın yaşamını yitirdiğini, “123 olmasın” diye çaba harcadıklarını söyledi. “İnatlaşma ve tartışmadan çok, toplumu, hukukçuları, herkesi ilgilendiren tecrit konusunda bir adım atılması gerektiğini” belirten Aytaç, çok küçük bir adımın bile sorunun çözümüne yardımcı olacağını söyledi. Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın çok yakının ağır rahatsızlığı nedeniyle İstanbul’a gitmek zorunda olduğunu ve kendisinin Arınç’ı temsil ettiğini kaydeden Alptekin, “Meslektaşımız, kardeşimiz Behiç Aşçı’nın Türkiye’nin bir sorununu gündeme getirmek istediğini biliyoruz” dedi. Arınç’ın da bir hukukçu olduğunu belirten Alptekin, “Arınç’ın konunun üzerinde hassasiyetle durduğunu, sorunun çözülmesi için elinden geleni yaptığını, ciddi gayretin içinde olduğunu” ifade etti. Arınç’ın kendilerini kabul edemediği için fevkalade üzgün olduğunu aktaran Alptekin, “Her şeyden önce meseleye kutsal yaşam hakkından bakıyoruz” dedi.

“ÇÖZÜLMEYECEK MESELE YOK”

İşin bir noktada sona ermesi gerektiğini de belirten Alptekin,“Meclis Başkanı’nın konuyu hukuki zeminde hükümet, sivil toplum örgütleri, barolar, insanı ve meslek örgütleri nezrinde girişimlerde ve çabalarda bulunduğunu” söyledi. Avukatların düşünceleri ile kendi düşünceleri arasında fark olmadığını gördüklerini kaydeden Alptekin, ziyaretten de memnun olduklarını dile getirerek, “Çözülmeyecek mesele yok” dedi.

Daha sonra yeniden söz alan Aytaç, meslek ve kitle örgütlerinin hazırladığı raporlarda hapishanelerde tecritin olduğu ve insan hakları ihlalleri yaşandığına yer verilmesine rağmen, Adalet Bakanı’nın iki gün önce yaptığı “Tecrit yoktur” açıklamasından üzüntü duyduklarını söyledi. Aytaç, aynı Bakan’ın daha sonra “kurumların talepleri doğrultusunda iyileştirmeler yapılacağını söylediğine” işaret etti.
Görüşme daha sonra basına kapalı olarak devam etti. Öte yandan avukatlar milletvekilleri ile görüşmeler yaparak, tecrit sorununun bir an önce çözülmesini istediler.

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: