Başlangıç > Güncel Haberler, TAYAD, Tecrit > TAYAD’lı Aileler: Tecriti Kırdık, Artık Görev Emek, Hak ve Demokratik Toplum Örgütlerinde

TAYAD’lı Aileler: Tecriti Kırdık, Artık Görev Emek, Hak ve Demokratik Toplum Örgütlerinde

tayadack120207_6.gifTAYAD’lı Aileler 12 Şubat günü Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde direnişin sonuçları ve kazanımları üzerine bir basın toplantısı düzenledi. Açıklamada TAYAD’lı Aileler adına Naime Kara ve TAYAD Başkanı Mehmet Güvel ve Av. Taylan Tanay yer aldı.

TAYAD Başkanı Mehmet Güvel: Yedi yıl dişe diş, göğüs göğse süren bir çatışma yaşadık. Çatışma alanlarını hiçbir zaman terk etmedik. İşte böyle bir sürecin sonunda buraya gelindi. Tecrit düşüncelerimiz ve örgütlülüğümüzü yok etmenin aracı olarak gündeme getirilmişti. Tüm halkımıza ve dünya halklarına, ölümü göze almış insanların düşüncelerini ve örgütlülüklerini hiçbir gücün yok edemeyeceğini gösterdik. Tüm dünyada hakim kılınmaya çalışılan düşünce ‘hiçbir şey için ölmeye değmez’ olurken ideolojileri, düşünceleri için ölüne bilineceğini göstererek zaten siyasi zaferi daha sürecin başında kazanmıştık.

TAYAD Aileler Adına Naime Kara: Acı ve onurlu bir süreçte 122 evladımızı kaybettik. Biz isterdik ki onların tek bir saçının teline dahi zarar gelmesin ama olmadı. 122 evladımızı tecrit bizden aldı. Şu anda tecrit tamamen kalkmış durumda değil ama tecrit kaldırılıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. 122 evladımız bizlere büyük bir deniz bağışladılar bizler de o denizde bir damla olduysak ne mutlu bize.

Açılış konuşmasını TAYAD Başkanı Mehmet Güvel yaptı. Güvel, “Yedi yıllık bir sürecin bütününü burada anlatmak mümkün değil ama biz genel olarak neler yaşandığını kısa da olsa hatırlatmak ve bugüne nasıl geldiğimizi anlatmak istiyoruz.” şeklinde konuştu. Ardından sözü TAYAD’lı Naime Kara’ya verdi. Kara: “Hapishane kapıları zulüm kapılarıdır. Bizler de bu zulmü çok gördük. Her türlü saldırıyı yaşadık ve gördük. Bazen birebir bazen çocuklarımız, ama sürekli bir zulüm gördük.
Bundan dolayı çocuklarımız direnişe başladılar. Uzun zamandır hücre tipi hapishaneler gündeme getiriliyordu. Ulucanlar Hapishanesi’ne yönelik saldırı ve orda on evladımızın katledilmesi yeni bir hapishane saldırısı olacağının göstergesiydi. Bundan dolayı bizin gözümüz kulağımız sürekli hapishanelerde oldu. Her an yeni bir saldırı bekliyorduk. Sürekli tedirgindik, bu tedirginlikle yaşıyorduk.” dedi.

Kara konuşmasına şöyle devam etti. “Hapishaneler beş yıldızlı otel olarak lanse edildi, hapishanelere hakim değiliz türünde söylemlerle saldırı zemini hazırladılar. Bunun üzerine bizler de gidip F tipi hapishaneleri ziyaret edip nasıl bir yapıları olduklarını kamuoyuna duyurduk. F tipleri tamamen tabutluktu. Hücrelerden oluşuyordu. Buralarda insanların yaşayamayacağını biliyorduk. Bunun için elimizden gelen her şeyi yaptık. Aklınıza gelebilecek her şey yaptık. Evlatlarımız ölmesin diye her şeyi yaptık. Evlatlarımız içeride biz de dışarıda Ölüm Orucu’na başladık. Bunun için dışarıda TAYAD üyelerimizi kaybettik. Çok ağır bir süreç oldu. Ağır bir süreç yaşadık ama onurlu bir süreçti. Bu yedi yıl boyunca birçok şey de yaşadık. En çok acıları yaşadık ama güzel dostluklarda kurduk ve yaşadık. O güne kadar yaşamadığımız birçok şeyi birlikte yaşadık TAYAD’lılar olarak. Bunu inkâr edemeyiz.”

Kara acıların dostlukları pekiştirdiğini ve yeni dostluluklar kurdurduklarını vurguladı. Konuşmasına devam eden Kara, “Acı ve onurlu bir süreçte 122 evladımızı kaybettik. Biz isterdik ki onların tek bir saçının teline dahi zarar gelmesin ama olmadı. 122 evladımızı tecrit bizden aldı.
Şu anda tecrit tamamen kalkmış durumda değil ama tecrit kaldırılıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz. 122 evladımız bizlere büyük bir deniz bağışladılar bizler de o denizde bir damla olduysak ne mutlu bize.”

Cemil Çiçek bugün çıkıp ta insandan, insanların ölmesin den üzüntü duyduğunu anlatıyor. Yüzlerce insanın katledilmesinden sorumlu değilmiş gibi bize demagoji yapıyor. Hayır, o Cemil Çiçek “bunlar bir avuçlar, yakında biterler diyendir.”

Kara sözlerini şöyle tamamladı; “Tecritin kırıldığına, sansürü kaldırdığımıza inanıyorum. Mücadelemiz bitmedi tecrit tamamen kalkana kadar devam edeceğiz.”

Karadan sonra TAYAD başkanı Mehmet Güvel söz alarak şunları söyledi; “Yedi yıl dişe diş, göğüs göğse süren bir çatışma yaşadık. Çatışma alanlarını hiçbir zaman terk etmedik. İşte böyle bir sürecin sonunda buraya gelindi.

Tecrit düşüncelerimiz ve örgütlülüğümüzü yok etmenin aracı olarak gündeme getirilmişti. Tüm halkımıza ve dünya halklarına, ölümü göze almış insanların düşüncelerini ve örgütlülüklerini hiçbir gücün yok edemeyeceğini gösterdik.

Tüm dünyada hakim kılınmaya çalışılan düşünce ‘hiçbir şey için ölmeye değmez’ olurken ideolojileri, düşünceleri için ölüne bilineceğini göstererek zaten siyasi zaferi daha sürecin başında kazanmıştık. İşte bu zafere somut bir kazanımla taçlandırmamız gerekiyordu.

Bu somut kazanımla zaferimizi taçlandıran 122 şehidimizin bayrağını devralarak Ölüm Orucu�nu sürdüren av. Behiç Aşcı, iki çocuk annesi Gülcan Görüroğlu ve Özgür tutsak Sevgi Saymaz oldular 22 Ocak 2007 saat 19.00 itibarıyla bu görevlerini yerine getirerek Ölüm Orucu eylemlerine ara verdiler.

Bugün Ölüm Orucu görevini yerine getirmiştir. Bu direnişin sağladıklarını kısaca üç başlıkta sıralayabiliriz;

1. Devrimcilerin ve halkların teslim alınamayacağını tüm dünyaya göstermiştir.
2. Hapishanelerdeki tecriti kıran somut bir kazanım sağlanmıştı.
3. Emperyalizm ve oligarşinin tecrit saldırısına karşı halkımıza siyasi bir zafer kazandırmıştık.
Bu noktaya gelinebildiği içindir ki, yedi yıllık büyük direniş destanının onuruyla, gururuyla dopdolu olarak Ölüm Orucu direnişine ara verdik.

Verilen sözler yerine getirilmediğinde Ölüm Orucu gerekirse yine gündeme gireceğinden kimsenin şüphesi olmasın.

Şimdi hepimizin görevi, kazandığımız bu siyasi zaferin demokratik kazanımların takipçisi olmak ve bu kazanımları geliştirmektir.

Gelinen noktada hapishanedeki evlatlarımızın ve biz TAYAD’lı Ailelerin tüm taleplerinin karşılanması olmasa da tecritin kırılmasında önemli bir adım olmuştur.

Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan yeni genelgeyi avukat arkadaşımız geniş bir şekilde anlatacak.

Önemli gördüğümüz noktayı şöyle özetleyebiliriz;

Hapishanedeki evlatlarımız tredman koşulu olmadan haftada 10 saat bir araya getirilecek ve bizzat Adalet Bakanı bu sürenin 20 saate çıkarılacağını taahhüt etmiştir.

Söylenen her söz her taahhüt demokratik kitle örgütleri temsilcilerinin tanıklığında gerçekleşmiştir. Sizlerin ve Türkiye halklarının önünde bunları bir kere daha anlatıyorum ki yarın hiç kimse bunları inkara kalkışmasın.

Biz TAYAD’lılar ve buradaki demokratik kitle örgütü temsilcileri ve basın çalışanları biliyoruz ki hapishaneler tarihi yalan, demagoji, söz verip yapmama tarihiyle doludur. Hapishanelerde insanca yaşamak düşündükleri gibi yaşamak, demokratik hakları kazanıp geliştirmek için yapılacak mücadele süreklidir ve hiç bitmez.

Bu anlamda hiçbir direniş ve hiçbir anlaşma tüm sorunların kesin çözümü anlamına gelmez. Bu konuda hayalci değiliz. Tecrite karşı Ölüm Orucu direnişine şimdilik ara verilmiştir. Ancak tecrite karşı mücadele bitmemiştir. Bu anlamda hiç kimse gevşemesin daha yapılacak çok şey var.
Biz TAYAD olarak Adalet Bakanlığı’nın uygulamalarını dikkatle izleyeceğiz. Sürece katkıda bulunan başta TTB, DİSK, KESK, TMMOB olmak üzere tüm demokratik kitle örgütlerinin de takipçisi olacağına inanıyoruz.

Ölüm Orucu direnişinin bittiği gün evin önünde TTB başkanı Sayın Gencay Gürsoy’un basın açıklamasından sonra İstanbul Baro Başkanı; “bu görüşlerimizi ve düşüncelerimizi devam ettireceğiz” dedi. Yine DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi; “burada şunu açıklıkla ifade ediyorum bu genelge ve genelgenin sonuçlarını biz en iyi şekilde takip edeceğiz ve onun içinde Behiç Aşcı ya biraz önce yaptığımız görüşme sonrası bu örgütler olarak GÖREVİ DEVRALDIK ve bundan sonra süreci takip edeceğimizi ve gelişmeleri en iyi şekilde takip ederek insan onuruna yakışır bir düzenlemenin yapılması konusunda girişimlerimiz sürecek” demiştir.

1996 Ölüm Orucu sonrasında anlaşmanın tanıkları bu sorumluluklarını gerektiği gibi üstlenemediler. Bunun bedelini yine tutsaklarımız ödedi. Bu kez öyle olmamalıdır. Bu görev herkesten önce “GÖREVİ DEVRALDIK” taahhüdünde bulunanlarındır. Hiç kuşkusuz biz TAYAD’lı Aileler, analar, babalar, kardeşler olarak tecrite karşı mücadelede hep en önde olmaya herkesin yanı başında olmaya devam edeceğiz.

Bu noktada AKP hükümeti ve Adalet Bakanlığı’na da bir uyarımız var; 122 şehit ve 600’ün üzerinde sakatla elde ettiğimiz kazanımlar üzerinde manevralar yapmaya kalkmamalı genelgeyle tanıdığı ve sözlü olarak taahhütlerde bulunduğu hakları fiilen işlevsiz hale getirme hesapları yapmamalıdır. Bu tür hesaplar, yeni bir kavga, yeni bir direnişe neden olacaktır.

Bu zafer en başta tecrite karşı mücadelede hayatını ortaya koyan şehitlerimizin ve sakat kalanlarımızın olmak üzere sürece omuz veren hepimizindir”

TAYAD Bakanı Mehmet Güvel den sonra Av. Taylan Tanay söz aldı. Tanay yeni genelgeyi kısaca değerlendirdi. Tanay şunları söyledi “Biraz önce bahsedildiği gibi çok ağır bir süreç yaşandı. Bu süreç Adalet Bakanlığı’nın yeni genelgesiyle Ölüm Orucu tamamen gündemden çıkmadı sadece ara verilerek yeni bir evreye girdi. Gelinen aşama önemli bir aşamadır. Kabul edilmeyen tecrit herkes tarafında kabul edildi. Bu büyük bir adımdır.

Tredmana tabi almadan ortak kulanım alanlarının kullanılması keza yine öyle. Hiçbir yasak ve tredmana tabi tutulmadan görüşülebilinecek.

Şu anda bu genelge herhangi bir hapishanede uygulanmış değil. Edirne ve Bolu F tiplerinde bazı çalışmalar var. Genelge tutuklulara verilmiş ve kimlerle ortak alanı kullanmak istediklerine yönelik isim istenmiş.

Bazı hapishanelerde idare sorun çıkardığı yönünde duyumlar var ama bunun hiçbir yaptırım yok olamaz. Bu metni kimse tek taraflı fes edemez ve uygulamak zorundadır.

Zaman ve yer problemi var ama bu tutuklu ve hükümlülerin problemi değil, bu genelge çıktığında Adalet Bakanlığı’nın önünde F tipi hapishanelerin krokisi vardı ve ona göre çıkarılan bir genelgedir. Uygulanmak zorundadır.

Yeni alanların açılacağı sözü verilmiş. Hücreler veya farklı yerlerde hayata geçirilebilir.

DKÖ’ler tarafından en kısa zamanda bir denetleme ve izleme komisyonu oluşturulup hayata geçirilecek. Takip edilecek.

Tekrar bir ağır sürecin başlamaması bizim elimizde. Yoksa yeniden Ölüm Orucu başlayabilir. Şu anda ara verildi tekrardan başlamaz diye bir şey yok.” Dedi.

Reklamlar
Kategoriler:Güncel Haberler, TAYAD, Tecrit
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: