Başlangıç > Erol Zavar, F Tipi, Sanatçılar Konuşuyor, Şiir > Nevzat Çelik: Cezaevlerinde Yaşama Hakkı ve Erol Zavar

Nevzat Çelik: Cezaevlerinde Yaşama Hakkı ve Erol Zavar

kacak yayinErol Zavar’ın ailesi hem kötü muamelenin engellenmesi, hem de yasal haklarının sağlanması için çalmadık kapı bırakmıyor. CMUK hastalığı hayati tehlike taşıyan mahkumların cezasını ertelemeyi öngörüyor. Ama henüz olumlu bir yanıt alınamıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den af yetkisini kullanmasını istemişler ama oradan da henüz yanıt gelmemiş. Kitap okuyan bir Cumhurbaşkanımız var! Evrenler, Özallar, Demireller düşünüldüğünde, sadece bu özelliğin bile ne kadar önemli olduğu hemen anlaşılabilir! O’na ulaşılabilirse, dosya önüne getirilebilirse… Açıkçası bu konuda tek umudum Sayın Cumhurbaşkanı!

Nevzat Çelik

“Gündüzünde sömürülmeyen gecesinde aç yatılmayan” bir dünyada ne savaş vardır, ne baskı, ne işkence, ne cezaevi, ne ırk ayrımı, ne cinsiyet ayrımı… Bu ütopyayı kurabilmek, kendisi dahil her şeyi tüketen, yok eden insan türüyle mümkün müdür? İster olsun, isterse olmasın, Nazım Hikmet gibi bugün de on milyonlarca insan o güzelim dünyanın hayalini kuruyor, istiyor ve bunun mücadelesini veriyor. Önemli olan da bu.

Cezaevi insan hayatının zorunlu uğraklarından biri değildir. Ve hiç kimse cezaevinde yatmayı, aklından zoru yoksa, tercih etmez! Yaşanır bir ülkeyi, dünyayı hayal etmek, istemek verili sisteme muhalif olmayı gerektirir. Ki bu düşünen insanın en temel haklarından biridir! Eşit koşullarda okuma, çalışma, yeme, içme, gezme, eğlenme… ve hatta eşit koşullarda ölme hakkı istersin! İşte bu istemeler başlayınca verili egemen sistemin kimi baskıları, korkutmaları ve cezalandırmalarıyla karşılaşılır. İşte bu aşamada insan tercihini yapar; ya istemeyi sürdürür ya da sistem içinde kimi belirlenmişlikler içinde konumlanmaya çalışır. Sizin ve her insan için belirlenmiş küçük hayallere sığmaz büyük ve komplike hayallerin peşinde koşmaya devam ederseniz karşılaşacağınız baskı ve şiddetin sonu yoktur; iş bulamamaktan öldürülmeye kadar gider bu. En iyi ihtimalle cezaevine atılırsınız!

Erol Zavar hangi suçlamalarla ve nasıl bir yargılama sonucu müebbete mahkum edildi bilmiyorum. Onbinlerce insanın yanı sıra kendi deneyimlerimden de yola çıkarak somut olarak bildiğim tek şey benim ülkemde yargılamanın pek de adil olmadığı! Söz gelimi ben, hiçbir ilgimin olmadığı bir örgütten ve onun kimi eylemlerinden yargılandım ve ancak sekiz yıl sonra tahliye olabildim. Adil olmayan yargılama konumuzla doğrudan ilgili olsa da geçmem gerekiyor.

Erol Zavar’ı kısaca tanıyalım: 16 Ekim 1969 yılında Çorum’da doğuyor. Pek çok köylü gibi onun ailesi de yoksulluk nedeniyle kente, Ankara’ya göçüyor. Tutuklanmadan önce topoğraflık yapıyor. Evli ve iki çocuğu var. 1997-1998 yıllarında Direniş ve Odak dergilerinin hem sahipliğini hem de yazıişleri müdürlüğünü yapıyor. 1999 yılında mesane kanseri teşhisi konularak ameliyat ediliyor. Kontrollü bir şekilde tedavisi sürdürülürken 2001 yılının Ocak ayında Ankara’da Terörle Mücadele Şubesi tarafından göz altına alınıyor. İşkence görüyor. Tutuklanıyor ve hızlı bir yargılama sonucunda müebbet cezasına çarptırılıyor.

Buraya kadar anlatılanlar için “ne var bunda Türkiye’de yaşanan onbinlerce vakadan biri” denilebilir. Doğrudur. Erol Zavar’ın kanser olduğunu unutmamak kaydıyla! Birçok F Tipi cezaevini dolaştıktan-dolaştırıldıktan sonra en son Sincan F Tipi Cezaevi’nde tek kişilik hücresinde kanserle boğuşarak yaşam mücadelesi vermekte. Yine denilebilir ki, “bunda da bir şey yok, cezasını çekiyor işte!”. Şu an tartışacağım şey Erol Zavar’ın o cezayı hak edip etmemesi değil. Türkiye’deki ölüm nedenlerinin ikinci sırasında kanserin yer alması da sorunu ötelemez. Yani dışarıda her gün birilerinin kanserden ölmesi Adalet Bakanlığı’nın, cezaevi idarelerinin ve öteki yetkililerin olumsuz tutumunu açıklamaya yetmez. Birilerinin (nedeni ne olursa olsun, haklı-haksız) cezaevine koyuyorsan, hiçbir ayrım gözetmeksizin onların yaşamından ve sağlığından sorumlusun demektir. Erol Zavar’ın cezaevine konmadan önce kontrol edilebilen bir hastalığı varken, yani yaşamını sürdürebilirken, şimdi bunu yapamıyor! Çünkü onun hastalığı düzenli kontrollü, tedaviyi, düzenli ve iyi beslenmeyi gerektiriyor. Ayrıca temiz ve hijyen bir ortamda bulunmasını gerektiriyor hastalığı. Geciktirilerek de olsa bazı hastanelere götürülüyor. Birinden sağlam raporu veriliyor, bir hafta sonra bir diğerinde ameliyat ediliyor! Mesane kanserinin tespiti sistoskopi cihazı ile yapılabilmekte. Ama ne yazık ki üç yıl boyunca sistoskopi cihazının bulunduğu bir hastaneye sevk edilmiyor ve hastalık ilerliyor. Son iki yılda ise tam sekiz kez ameliyat ediliyor! Onca bıçak acısı yetmiyormuş gibi her hastaneye götürülüp getirilişte kötü muamele görüyor. Bunun ne derece aşağılayıcı ve yok edici bir muamele olduğunu anlatmak mümkün değil! Ve üstelik kanserle mücadelede en önemli gücün moral olduğu bilinirken, ne yapılmak isteniyor acaba! Çok açık, “lanet olsun bu hayata” deyip Erol Zavar’ın pes etmesi! Yani ölmesi! Böylece kangrene dönmüş bir sorundan daha kurtulunmuş olunacak! Son Türk büyüğünün de söylediği gibi: “Asmayıp da besleyecek” değiller ya!

Erol Zavar’ın ailesi hem kötü muamelenin engellenmesi, hem de yasal haklarının sağlanması için çalmadık kapı bırakmıyor. CMUK hastalığı hayati tehlike taşıyan mahkumların cezasını ertelemeyi öngörüyor. Ama henüz olumlu bir yanıt alınamıyor. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den af yetkisini kullanmasını istemişler ama oradan da henüz yanıt gelmemiş. Kitap okuyan bir Cumhurbaşkanımız var! Evrenler, Özallar, Demireller düşünüldüğünde, sadece bu özelliğin bile ne kadar önemli olduğu hemen anlaşılabilir! O’na ulaşılabilirse, dosya önüne getirilebilirse… Açıkçası bu konuda tek umudum Sayın Cumhurbaşkanı!

Bütün bunlardan bağımsız olarak Erol Zavar’ın istediği şey, insan haklarından, mahkum haklarından yararlanmak! Hücresinin hijyenini sağlayabilmek için çamaşır suyu istiyor mesela! Ama yasak deniyor. Cezaevine çamaşır suyu sokmak yasak! Neler yasak olmadı ki cezaevlerinde: süt, limon, baharat, şeker, çay, sigara, kantin dolmakalem, kitap, defter, dergi, gazete, teyp, radyo, televizyon, her türlü müzik aleti, elbise, ayakkabı, havalandırma, banyo, görüş, avukat, mahkeme, mektup, telgraf, çiçek, saç, sakal, bıyık…

Ama düşünmek, ama yazmak… ve her şeye karşın inadına yaşamak… Peki bunlar nasıl yasaklanacak? Onca olumsuz koşullarına rağmen Erol Zavar inadına yaşıyor. Yaşama dört elle sarılmış; o ellerden biri de şiir! İyi ya da kötü yazmasının bu aşamada hiçbir önemi yok. Hayata tutunmasında, zorlukları yenmesinde ve zihnini açık tutmasında yeterli katkıyı sağlıyor şiir. Önemli olan da bu. Bir şiirini sizinle paylaşmak istiyorum:

Ölümü Ektim Randevu Yerinde
Beklemekten Ağaç Olsun

Zembereği boşalmış sözcüklerin
Akreple yelkovan öpüşüyor onikide
Bütün ziller vaktinde vuruyor,
tembellik edip gitmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
Bugün de gecikeceğim
Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına
Martılar uykuya dalmış
Kar bütün izlerini örtmeye hazır
Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini
ama bu sefer tembelliğim tuttu,
ölüm daha çok beklersin beni…
Şimdi kış
ölümün vaktidir derler
ve tecrübelerimden bilirim
kışın ölene söverler.
Kusura bakma ölüm
ben ardımdan sövdürmem.
Bu randevuya asla gelmem.
Bu şiirin içinden tren de geçebilir
Uçak da
Vapur da
Bütün teknolojik ölüm aletleri de
ama hiç birine binmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
gelmeyeceğim

***

Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki
Ve ben ne olacağını merak ederken
hani filmin en güzel sahnesinde
sinemadan çıkar gibi
hayattan çıkıp gidemem
Kusura bakma ölüm
Adın çok soğuk gelemem
Bunca mazeretim varken
yaşama dair,
ölümü aklımdan bile geçirmem
Seviyorum seni hayat
tüm kötü sürprizlerini de..

Erol Zavar, 17 .02.2004
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Mahkum Koğuşu No: 6

Kaçak Yayın, Sayı : 38, Temmuz 2006, Sayfa 2-3

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: